Hikayeleri okumak için aşağıya kaydırmaya devam et. Bu çizimlere sahip olmak için ise aşağıdaki butona tıkla.
Aynı anda birçok şeyi hisseder.
Kolları düşünceler gibi uzar,
bazıları tutar,
bazıları bırakır.
Bu kadın karmaşık değildir.
Sadece derindir.
Ağırlığı yok gibi görünür,
ama gökyüzünü taşır.
Kadın yürümüyor,
süzülüyor.
Düşünceler bulut olurken,
beden yerini hatırlıyor.
Bu kapı bir yere açılmaz.
Bir hâle açılır.
İçeri girilmez,
kendiliğinden geçilir.
Bir fikir henüz kelime değilken,
oradadır.
Ne tam şekil alır,
ne tamamen kaybolur.
Bu kenarda durmak
tehlikelidir,
ama yaratıcıdır.
Gerçek olup olmaması önemli değildir.
Etkisi gerçektir.
Bu tablo,
zihnin tehlikeli ama
büyüleyici oyunlarını anlatır.
Ayakları yere basıyor gibi, ama gözleri sürekli ufukta.
Rüyalarına dokunmaya çalışıyor,
düşleriyle konuşuyor,
ve bazen gerçeğin sessizliğini unutturuyor.
Zaman ellerimizin arasından akıp gidiyor,
her tanesi bir hatıra, bir umut, bir kayıp.
Durdurmak mümkün değil,
ama izlemek…
her zerresinde kendini bulmak mümkün.
Ellerin arasında dönüyor küçük evler, minik yollar, sessiz gökyüzleri.
Gerçekten uzak, ama gözlerinle dokunabildiğin kadar yakın.
İçinde kayboluyorsun,
ve her köşesinde kendi hayallerini yeniden inşa ediyorsun.
Derinlerde bir sessizlik var,
öyle büyük ki nefesini tutmak yetmiyor.
Gözleri ufku yutuyor,
ve sen bir an için,
dünyanın ağırlığını unutarak
o enginliğe doğru süzülüyorsun.
Her ton bir hikâye,her gölge bir sır.
Vadinin derinliklerinde yürüyorsun,
adımların boyaları karıştırıyor,
güneş ışığıyla dans eden hayaller yaratıyor.
Ve fark ediyorsun ki, burası sadece bir yer değil;
senin iç dünyandan süzülen bir manzara.
Kimse uyanmamış gibi,
ama şehir hâlâ nefes alıyor;
düşlerle dolu, kendi sessizliğinde yaşayan bir dünya.
Şehir değil yalnız olan,
Senin içinde bir sokak.
"Acımasızca geçip giden zamandan geriye kalan
sadece yalnızlıklarımız."
Başa dönüp tıklamak zor gelecek değil mi? Tamam, buraya da tıklayabilirsin.